PROF.DR.H.MUSA BAĞCI WEB SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ
   
 
  Konferans Haberleri

 

 

 

 

 

 
 

Kayapınar’da Kutlu Doğum

18 Nisan 2009 Cumartesi 14:24

Kayapınar İlçe Müftülüğü Tarafından Kutlu Doğum Haftası Nedeniyle “Hz. Peygamber ve Aile “ Adlı Panel Düzenlendi.

Ava Düğün ve Konferans Salonu'nda hazırlanan panele çok sayıda bayanın katılması dikkat çekti.

Panele Dicle Ünivesitesi öğretim üyelerinden Doç.Dr. Musa Bağcı ve Kayapınar Kaymakamı Cemal Uslu Kansız' da katıldı. Proğramdan önce slayt gösterisi, eğitim görevlisi Musa Bağcı'nın konuşması, Kayapınar Müftülüğü ilahi grubunun ilahi söylemesi ardından 40 Hadis adlı yarışmada birinci gelen Şükran Bilgi ve Kur'an yarışmasında birinci gelen Hatice Kalkan adlı öğrencilere Kayapınar Kaymakamı Cemal Uslu, tarafından ödül verilmesiyle son buldu.

Doç. Dr. Musa Bağcı konuşmasında şu konulara değindi:

Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Kişi sevdiği ile beraberdir. Buyurur söz ve düşünce aleminde yarım saat onunla olmak istiyoruz. Buna hazırsanız ki gönülleriniz ve gözleriniz buna hazır olduğunu gösteriyor buyrun onunla birlikte olmaya gidelim. Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav.) 1430 yıl önce dünyaya teşrif ettiklerinde kainatın ufkuna bir güneş gibi doğmuş. Onun gelişi ile insanlık şeref ve haysiyete kavuşmuş, zulüm yerine adalet, kuvvetin yerine hak, yalanın yerini hakikat almıştır. Cehalet ve esaretin zincirleri kırılmış, İlim ve hürriyete kavuşulmuş, kadın bir ticaret metanı olmaktan çıkarılarak toplumda itibarlı yerini almıştır diyerek aile konusuna değinerek aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan en küçük sasyal birimidir. Bu küçük birim yapı taşı ailede birliktelik, paylaşım, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış gerçekleşirse harika bir çatı olur. Aile, nesil emniyetinin başlangıcıdır. O kadar önemlidir ki, bir güle anneliği tattıran ilk merhaledir. O kadar önemlidir ki, bir erkeği adam yapan, babalığı yaşatan serencamdır. O kadar önemlidir ki, aile efradının ilk okuludur. O kadar önemlidir ki, bir kızın ana payesini alması, cennetin ayaklarının altına serildiği yerdir. O kadar önemlidir ki, sevginin, aşkın vefanın, cefanın, fedakarlığın, hizmetin, metanetin eğitiminin kazanıldığı bir yerdir. O kadar önemlidir ki ahlakı, hamiyeti, arı ve edebi öğretir. Bu bakımdan aile bir su bir taprak, bir hava kadar değerlidir.”

“Dünyada yaygınlık kazanan 'evliliğin modası geçti anlayışı' bizde de kabul görmeye başladı. Bu, gelecek adına büyük bir tehlikedir. Yapılan araştırmalara göre nikahsız yaşamaya 2001'de yüzde 85 oranında karşı olan halkımız, 2006'da yüzde 75'lere geriledi Allah Teala'nın insanlığa örnek olarak sunduğu sevgili Resülü bizzat evlenmiş, aile kurmuş: baba, dede, eş kayınpeder, enişte gibi aileye bağlı sıfatlarla örnek davranışlar ortaya koymuştur. İlk evliliğini Hatice annemizle yapmıştır elli yaşına varıncaya kadar bütün gençliğini bu tek hanımıyla yapmıştır. Çevresinde yaygın bir adet olmasına rağmen ikinci bir eş edinmemiştir. Neslini devam ettiren çocuklarınan da annesi olan eşi vefat ettikten sonra yaşlı, genç birden fazla hanımla evlenmiş ve geride kalan onüç yılını bu hanımlarına manevi zenginlik ve mutluluk bahşederek geçirmiştir. O'nun gençliği yaşlı, dul ve tek hanımla geçirmesi evlilikte cinselliğin önüne geçen amaçların bulunduğunu ve gerektiren ciddi bir sebep bulunmadıkça ailenin tek hanımla kurulacağını göstermektir. Daha sonraki eşlerini edinmesinde her birine ait siyasi, ictimai, ahlaki, dini, sebepler ve hikmetler vardır. Ayrıca ümmetinde birden fazla hanımla evlenme bir sosyal vakıa olacağından bunlarla, Allah'a kulluk çerçevesinde bir aile hayatı yaşamanın eşi bulunmaz örneğini vermiştir ve evlenmeyi teşvik etmiş. Allah'a daha fazla ve daha iyi kulluk edebilmek için evlenmeyi, aile hayatını terketmek isteyenleri bundan vazgeçirmiştir.”

Musa Bağcı, son olarak sözlerini, “ona dost almaya çalışalım onun yüreğinden, gönlünden siz hiç eksik olmadınız. Sizin de gönlünüz ve yüreğinizden Muhammed Mustafa sevgisi hiç eksik olmasın. Her kandil sevgili peygamberimizin doğumunu ifade eden her kandil, yüreğinizde yansın, ışık vermeye devam etsin. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz. Çocuklarımızın gençlerimizin gönüllerinden körpe dimağlarından Muhammed Mustafa sevgisi hiç eksik olmasın” diyerek tamamladı.

Mehmet Üstündaş/ HABERDİYARBAKIR

   

 

 

 

 

 

 

"O'NUN AHLÂKI KUR'AN'DI" Kutlu Doğum Programı.

Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Marçev olarak "O'nun Ahlâkı Kur'an'dı ve Birlikte Yaşama Kültürü" konulu konferansı Dicle Üni.İlâhiyat Fak.öğretim üyelerinden Doç.Dr. H.Musa BAĞCI Bey' in katılımlarıyla gerçekleştirdik. Konferansımız Altınova İlköğretim Okulu'nun Toplantı Salonu'nda 200'ün üzerinde bir katılımla gerçekleştirildi. Geçmişten günümüze yaşamımızda var olan, gelecekte de yine ihtaiyaç duyacağımız dini ve kültürel değerlerimize vurgu yapılan konferans okunan kaside ile sona erdi.

 

O'NUN AHLÂKI KUR'AN'DI PROGRAMINDAN

 

 

 

 

 
 

http://www.marcev.net/etkinlikler.html

 

 

 

 

 
 

 

 
 
 
 
 

 

 

 
 
 

 

 

 

Nusaybin'de Eğitim-Bir-Sen "Kutlu Doğum" konferansı düzenledi

Eğitim Bir- Sen’in Nusaybin’de düzenlemiş olduğu kutlu doğum programına halk ve ilçenin önde gelen yetkilileri katılırken, programda bir konuşma yapan Doç. Dr. Musa Bağcı sünnetin Kur’an merkezli olduğunu belirterek, onun Kur’an’a muhalif olmasının mümkün olmadığını ifade etti.

21 Nisan 2008 Pazartesi 13:58

Nusaybin'de Eğitimciler Birliği Sendikası ( Eğitim-Bir-Sen ) tarafından organize edilen kutlu doğum konferansı, İlçe Halk Eğitim Merkezi"nde yapıldı.
Konferansa Doç. Dr. Hacı Musa Bağcı, Ak Parti İlçe Başkanı Halil Can, Müftü Mehmet Tutum, Başhakim Süleyman Gökdemir, Milli Eğitim Müdürü İzzettin Aydın, Eğitim-Bir-Sen İlçe Başkanı A.Selam Demir ve vatandaşlar katılırken, konferans Hz. Muhammed'in (sav) hayatının anlatıldığı belgesel ile başladı.
Eğitim-Bir-Sen İlçe Başkanı A.Selam Demir, Eğitim-Bir-Sen'in duruşu hakkında bir konuşma yaparak, devleti kutsallaştıran bir düşünceye sahip olmadıklarını, sendika olarak doğruları alkışlayan yanlışlara karşı çıkan bir yapılarının olduğunu vurguladı.
Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. H.Musa Bağcı yaptığı konuşmada, sünnet ile Kuran"ı Kerim arasındaki bağlantıya değinerek;"Hz. Muhammed'in (sav) sünneti, Kuran merkezli bir yapıya sahiptir. Sünnetin merkezi Kur"an olduğundan, sünnetin Kur"anı Kerim'e muhalif olması mümkün değildir. Hz. Peygamber'i anlamak çok önemlidir. Taklit etmek ayrı, örnek almak ayrıdır. Her hangi bir olayı veya bir düşünceyi dini içeriğini bilmeden, dayanağını görmeden, körü körüne yapmak bu taklit ve teşebbühtür."dedi.
İslam"ın barış, uzlaşı, güven dini olduğunu da belirten Bağcı, İslam"a giren insanın güvende olacağını söyledi.
Yapılan konuşmalardan sonra "onun en güzel sözleri " adlı sinevizyon gösterimi fon müzik eşliğinde yapılarak program son buldu.

http://www.medya73.com/news_detail.php?id=5123&uniq_id=1209101276

http://www.haberler.com/nusaybin-de-egitim-bir-sen-in-duzenledigi-haberi/

 

Suruç’ta Mevlana Haftası Kutlamaları haberinin tüm resimleri için tıklayınız

 

Suruç’ta Mevlana Haftası Kutlamaları haberini ->

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber Yayın Tarihi: 10 Aralık 2007 Pazartesi Saat 13:01

 

Suruç'ta Mevlana'nın Doğumunun 800. Yılı Kutlama Töreni Büyük İlgi Gördü

Haber:  Suruç'ta Mevlana'nın Doğumunun 800. Yılı Kutlama Töreni Büyük İlgi Gördü

Resmi büyütmek için tıklayın

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesi düzenlenen Mevlana'nın doğumunun 800. yılı kutlama töreni büyük ilgi gördü. Suruç İmam Hatip Lisesi tarafından gerçekleştirilen proğram ilçe halkı tarafından taktirle karşılandı.

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesi düzenlenen Mevlana'nın doğumunun 800. yılı kutlama töreni büyük ilgi gördü. Suruç İmam Hatip Lisesi tarafından gerçekleştirilen proğram ilçe halkı tarafından taktirle karşılandı.

İmam Hatip Lisesi Müdürü Mehmet Çelikkaya, "Programımızdaki asıl amaç, Mevlana'nın kişiliğini, hayat felsefesini, barış, sevgi ve hoşgörü anlayışını toplumumuza anlatmaktır. Gelecek nesillerimize de nakletmektir. Mevlana'yı anmak, anlamak ve anlatmak, ona duyduğumuz saygının ve vefa borcunun bir gereğidir. Mevlana'yı anmanın en güzel yolu onu anlamak olacaktır. Biz de İmam Hatip Lisesi olarak ilçemizde Mevlana sevgisini kalplere nakş etmek amacıyla böyle bir organizasyon yaptık." dedi.

 

Suruç Kapalı Spor Salonu'nda geçekleştirilen programa konuşmacı olarak Prof. Mustafa Aşkar, Doç. Dr H.Musa Bağcı, Doç.Dr Abdurrahman Acar ve Doç.Dr. Harun Şahin katıldı.

Dr. Hüseyin Akpınar tasavvuf musikisinden seçme eserler seslendirdi. Ayrıca Semazenlerin sema gösterisi ilçe halkı tarafından beğeniyle izlendi.

Program sonunda katılımcılara Kaymakamı

 

 

 

 

 

Muhittin Pamuk ve Milli Eğitim Müdürü M. Durak Karanfil tarafından plaket verildi. (Cihan Haber Ajansı) 10.12.2007 13:01 [1129680

http://www.haberler.com/suruc-ta-mevlana-nin-dogumunun-800-yili-kutlama-haberi/

İDSB

Yazan Zehra BETÜL   

Perşembe, 26 Nisan 2007

 

 

 

 

 

 
 İslam Dünyası STKB’nin “Dünya O’nu konuşuyor” sloganıyla organize ettiği Kutlu Doğum Sempozyumu 22 Nisan Pazar günü Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.

 

 

 

 

 

 
İDSB’yi tanıyalım:

1 Mayıs 2005 te kurulmasına karar verilen İslam Dünyası STKB adlı uluslar arası oluşum, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in de onayı ile nihayet 30.12.2005 tarihinde kuruldu. Şu an itibariyle 39 ülkede yapılanmış bulunan bu oluşumun 100’ü aşkın üyesi bulunuyor.

 

 

 

 

 
Birliğin amacı:

*İslam dünyası sivil toplum kuruluşları arasında sürdürülebilir gelişim, birlik ve koordinasyonu temin etmek;
*Tüm dünyada adalet, barış ve istikrar ortamının gerçekleşmesine katkıda bulunmak;

 

 

 

 

 
*Bireylerin ve toplumların temel hak ve özgürlüklerini korumak;
*Sivil toplumun katılımcı ve çoğulcu ilkelere dayalı olarak daha da geliştirilmesi için karşılıklı işbirliği çerçevesinde teknik ve sosyal çalışmalar yapmak;
*İslam kültür ve değerlerinin tanıtılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmaktır.”

Yine İDSB’nin amacı için; İslam dünyasındaki sivil toplum kuruluşları arasındaki koordineyi temin etmek, bu kuruluşların birbirleri ile yardımlaşma ve dayanışmasını sağlamak, uluslar arası platformda söz sahibi olmak, bununla birlikte İslamî oluşumların birbiri ile yeniden tanışıp düşmanlara karşı ortak bir savunmada bulunmaları, ortak projeler üretip dünya çapında konferans-toplantılar düzenlenmesi ve İslam’ı her yere yayabilmek için aynı şemsiye altında olma-birlik olma şuuru geliştirmek, diyebiliriz.

 

 

 

 

 
İDSB kurulduğundan bu yana İslam alemine karşı yapılan çirkin saldırılara, İslam Aleminin birliğini bozacak provakatif hareketlere, İslam karşıtı yayın ve söylemlere karşı tavır almıştır. Danimarka olaylarında ve benzer hadiselerde Hz. Peygamber’e (s.a.v) karşı art niyet taşıyan söylemlere cevap vermiştir.

 

 

 

 

 
Son olarak Hz. Peygamber’in (s.a.v) doğumu münasebetiyle O’nu daha iyi anlamaya çalıştığımız şu günlerde “Dünya O’nu konuşuyor” diyerek dünyanın çeşitli yerlerinden gelen misafirleriyle AKM’deki sempozyumu düzenlemiştir.

 

 

 

 

 

 
Sempozyumdan İzlenimler

 

 

 

 

 

 
Program 22 Nisan Pazar 2007 günü 09:30 da Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından protokol konuşmalarına geçildi. Önce TGTV başkanı ve İDSB genel sekreteri Necmi Sadıkoğlu kısa bir selamlama konuşması yaptı. Ardından Kültür eski Bakanı Namık Kemal Zeybek uzuuun bir selamlama konuşması yaptı. Konuşmasında sık sık İslam Alemi üzerinde oynanan oyunlara, yapılan çıkar hesaplarına vurgu yapan Namık Kemal Zeybek dinleyenlerin de heyecanını bir hayli arttırdı.

 

 

 

 

 

 
Selamlama konuşmalarının ardından ilk oturuma geçildi.

 

 

 

 

 

 
Doç. Dr. Ahmet Yıldırım’ın başkanlığını yaptığı birinci oturumda ilk söz Dicle Üniversitesi Hadis Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. H. Musa Bağcı’ya verildi. Musa Bağcı geçmişten günümüze Müslümanların peygamber tasavvurları üzerinde durdu. Müslümanların genel olarak aşırı yüceltmeci bir anlayış ile hz. Peygamber’e (s.a.v) beşer üstü nitelikler atfettikleri üzerinde duran Musa Bağcı’ nın konuşmasına dinleyicilerden itirazlar gelmekle birlikte konuşması gayet faydalı oldu.

 

 

 

 

 

 
Ardından oturum başkanı sözü Prof. Dr. Ahmet Ağırakça’ya verdi. Ağırakça’nın tebliğ konusu ise: “Hz. Muhammed’in Şiddete Bakış Açısı” idi. Şiddet ile Hz. Muhammed’in bağdaştırılamayacağı, bu iki kelimeyi birlikte anmanın bile ne kadar saçma ve yersiz olduğunu bir çok örnekle açıklayan Ağırakça, samimi üslubu ve hitabeti ile dinleyenlerden oldukça ilgi gördü.

 

 

 

 

 

 
Verilen kahve arasından sonra başlayan oturumun başkanı Prof. Dr. Mehmet Akkuş idi. Bu oturumdaki konuşmacılardan Dr. İhsan Toker (Ankara Üniverstesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Bölümü) “Günümüz Kadınlarının Hz. Muhammed’e (s.a.v) Bakış Açıları” adlı tebliğini sunarken; Mısır’dan gelen ikinci tebliğci Prof. Dr. Salah Abd-el Motaal (İskenderiye Üniv. Sosyoloji Kürsüsü) ise “Çağımızda Sünneti Yaşamak” konulu tebliği ile oldukça faydalandığımız bir sunum yaptı.

 

 

 

 

 

 
Bir saatlik öğle arasının ardından 3. oturumun başkanlığını Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı yaptı. Bu oturumda yine iki misafirimiz vardı. İlki aslen Avustralyalı olan fakat Pakistandan gelen Araştırmacı-Yazar Amatullah Armstrong CHISTHI idi. CHISTHI tarikatine bağlı olduğu için bu isimle anılan Amatullah Hanım bizlere Tasavvufi yaklaşımla Hz. Peygamber’i (s.a.v) anlattı. İslam’la yakın zamanda tanışan Amatullah Hanım’ın samimiyeti herkes tarafından bariz olarak fark edildi.

Amatullah Hanım’ın ardından Suriye’den gelen Dr. Murat Mawlawi

 

 

 

 

 

 
Mevlana’nın gözünden Hz. Muhammed’i (s.a.v.) bizlere sundu.

 

 

 

 

 

 
20 dakikalık aradan sonraki son oturuma ise genç profesörlerimizden Prof. Dr. Yasin Aktay (Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü) başkanlık etti. Bu oturumdaki ilk sunum Doç. Dr. Vehbi Başer’e (Balıkesir Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü) aitti. Tebliğ konusu: “Amina Hatun Muhammed Annesi- Mevlid ve Anneliğin İnşası” idi. Vehbi Başer mevlid üzerine çeşitli çalışmalar yapmakla birlikte tebliğinde mevlidin kültürümüzdeki yerinden ve bayanların bu konudaki hassasiyetlerinden de bahsederek yer yer sosyolojik tesbitlerde bulundu. Bu konudaki araştırmalarının devam ettiğini belirten Vehbi Başer, çalışmalarını kitap haline getireceğini ifade etti. Son tebliğcimiz ABD’den gelen muhtedi din adamı Yusuf Estes, bizlere batı dünyasındaki Hz. Muhammed (s.a.v) algısını anlatacaktı. Fakat 60 küsür yaşına rağmen, İslam’la tanışmanın ve Müslüman bir topluluğa hitap etmenin heyecanıyla daha çok bizlerle muhabbet etti. Sempatik tavırları, gür sesi ile programın yoğunluğundan yorulan dinleyicilerin dikkatlerini hemen toplamayı başardı. Bizleri çok şanslı sayan Estes sık sık “Elhamdulillah, elhamdülillah we are muslim” diyerek Rabbine şükürlerini dile getirdi. Estes uzun süre rahiplik yaptıktan sonra İslam ile tanıştığı için çok mutlu. İslam’ın verdiği huzuru başkalarının da yaşaması için elinden geldiğince çabalıyor. Hapishaneleri ziyaret etmeye devam ediyor rahipken gittiği gibi. 3195 farklı domain ile net dünyasında da İslam’ı anlatmaya devam ediyor. Sürekli saldırı aldığı için bu kadar çok domain aldığını söylüyor. Yusuf Estes, “Rabbim yanımda, bana bişey yapamazlar” derken mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Kendisine yöneltilen bir soruda eleştirilen Yusuf Estes konuşmasını “ABD’li olmamak elimde değil, lütfen beni kınamayın, hepinizi çok seviyorum” diyerek bitirdi.

 

 

 

 

 

 
Sempozyum boyunca Arapça-Türkçe, İngilizce-Türkçe, İngilizce-Arapça simultane tercüme yapıldı.

İlki gerçekleştirilen, “İslam dünyası sahipsiz ve aciz değildir” denilen, birlik olunması gerektiğine her daim vurgu yapılan sempozyum için İDSB’ye şükranlarımızı sunuyor, Ümmet için çıktığı yolda Rabbimizden muvaffakiyetler diliyoruz..

Zehra Betül

Marmara İlahiyat 2. sınıf

http://eilahiyat.com/content/view/175/229/

 

 

 

 

 

 

Günümüzde Sünnetin Anlaşılması Sempozyumu

 

 


İslâm’ın iki temel kaynağından biri olan Sünnet’in Hz. Peygamber’e aidiyetinin tespiti kadar, doğru anlaşılması da önemlidir. Çünkü Sünnet, insanın kendisi, toplumu,
çevresi ve yaratıcısı ile olan ilişkilerini düzenleyen prensipler içermekte, bu konularda insanlara yön vermeyi hedeflemektedir. Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber bu hedefi açıkça ortaya koymuştur. Hadisleri ve Sünnet’i gelecek nesillere aktarma gayreti içinde olan Ashab, Tâbiûn ve sonraki insanlar onu anlamaya yönelik çalışmalar da yapmışlardır. Hadis ve Sünnet’i nesilden nesile nakletme görevini genellikle hadis âlimleri üstlenmişlerse de onun anlaşılması konusunda hadisçilerin yanında dînî ilimlerin muhtelif branşlarındaki ilim ve fikir adamları da seferber olmuştur.

29-30 Mayıs 2004 tarihinde Bursa’da düzenlenen 'Günümüzde Sünnetin Anlaşılması Sempozyumu' adlı ilmi faaliyetin kitaplaşmış hali olan bu eser, ana hatlarıyla günümüzde Sünnet’in anlaşılmasına ve bu alandaki çalışmalara işaret eden tebliğ ve müzakerelerden oluşmaktadır. Sünnetin doğru anlaşılmasına ve Hz. Peygamber’in maksadına uygun yorumlanmasına mani olacak rivayet hatalarının ortadan kaldırılması konusunda hadis âlimlerinin ortaya koyduğu çabalar ile günümüzde Sünnet’in anlaşılmasına katkı sağlamak için yapılması gerekenler de bu eserdeki tebliğlerde ele alınmıştır. KURAV YAYINLARI’nın ikinci kitabı olan bu çalışmanın Sünnet’in doğru anlaşılması noktasında
yeni açılımlar getireceği ve önemli katkılar sağlayacağı açıktır.

Sempozyuma tebliğ ve/veya müzakereleriyle katkıda bulunan hocalarımızın listesi:

Doç.Dr. Bünyamin ERUL

Doç.Dr. Cemal AĞIRMAN

Doç.Dr. Emin AŞIKKUTLU

Doç.Dr. Enbiya YILDIRIM

Doç.Dr. İbrahim HATİBOĞLU

Doç.Dr. M. Emin ÖZAFŞAR

Doç.Dr. Mehmet GÖRMEZ

Doç.Dr. Osman GÜNER

Doç.Dr. Salih KARACABEY

Doç.Dr. Yavuz ÜNAL

Dr. Abdullah KARAHAN

Dr. Salih ÇİFT

Dr. Tahsin GÖRGÜN

Yard.Doç.Dr. Ahmet YILDIRIM

Yard.Doç.Dr. Ayhan TEKİNEŞ

Yard.Doç.Dr. Aynur URALER

Yard.Doç.Dr. Cağfer KARADAŞ

Yard.Doç.Dr. Erdinç AHATLI

Yard.Doç.Dr. H. Musa BAĞCI

Yard.Doç.Dr. Hayati YILMAZ

Yard.Doç.Dr. Hüseyin KAHRAMAN

Yard.Doç.Dr. İsmail GÜLER

Yard.Doç.Dr. Kemal ATAMAN

Yard.Doç.Dr. Mehmet ÖZŞENEL

Yard.Doç.Dr. Nimetullah AKIN
http://kitap.antoloji.com/gunumuzde-sunnetin-anlasilmasi-sempozyumu-kitabi/

 

Kur’ân ve Sünnet bizi irşad ediyor

Uluslararası Kutlu Doğum Sempozyumu’na Pakistan’dan katılan araştırmacı-yazar Amatullah Armstrong Chishti, Peygamberimizi (asm) “mutlak güzelliğin elçisi” olarak tanımlarken, Mısır’dan gelen Prof. Dr. Salah Abd-al Motaal ise, “Hayatta en hakikî mürşid Sünnet ve Kur’ân’dır” diye konuştu.

İslâm Dünyası STK’ları Birliği tarafından birincisi düzenlenen Kutlu Doğum Sempozyumu, dünyanın birçok yerinden ilim adamı, kanaat önderleri ve akademisyenlerin de katılımıyla “Dünya onu (asm) Konuşuyor” sloganı ile 22 Nisan Pazar günü Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı.

Sempozyum, iki bölüm halinde toplam 4 oturum şeklinde gerçekleşti. Doç. Dr. Ahmet Yıldırım’ın başkanlığını yaptığı 1. oturumda, “Müslümanların Peygamber Tasavvuru” konusuyla Diyarbakır Dicle Üniv. İlahiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. H. Musa Bağcı; “Hz. Muhammed’in (asm) Şiddete Bakış Açısı” konusuyla Prof. Dr. Ahmet Ağırakça tebliğde bulundular.

Kahve arasının ardından öğleden önceki 2. oturumun başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Akkuş yaptı. İlk tebliği “Günümüz Kadınlarının Hz. Muhammed’e (asm) Bakış Açıları” konusu ile Ankara Üniversitesi İlahiyat Fak. Din Sosyolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. İhsan Toker sundu. İkinci tebliği ise, İran’dan IPIS Uluslararası ilişkiler Baş Danışmanı Zarrin Shajari, “Kur’ân ve Hz. Peygamberin (asm) Sünneti Işığında Adalet Kavramı” konusuyla gerçekleştirdi. Suriye’den katılan Dr. Murat Mawlawi ise “Mevlânâ’nın Gözüyle Hz. Muhammed (asm)” konulu tebliğiyle sempozyuma katıldı.

Yemek ve namaz arasından sonra saat 14.50’de başlayan 3. oturumun başkanlığını Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı yaptı. Üçüncü oturumun ilk tebliğini, “Tasavvufi Yaklaşımda Hz. Peygamber (asm) Tasavvuru” konusuyla Pakistan’dan katılan araştırmacı-yazar Amatullah Armstrong Chishti; ikinci tebliği ise, “Çağımızda Sünneti Yaşamak” konusuyla Mısır İskenderiye Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü’nden Prof. Dr. Salah Abd-al Motaal sundu. Dördüncü ve son oturumun başkanlığını ise Prof. Dr. Yasin Aktay yaptı. Oturumun ilk tebliğini “Amina Hatun Muhammed Ânesi: Mevlid Ve Anneliğin İnşası” konusuyla Balıkesir Üniv. Sosyoloji Kürsüsü’nden Doç. Dr. Vehbi Başer gerçekleştirdi. İkinci ve son olarak ise, ABD’den Muhtedi Hıristiyan Din Adamı Yusuf Estes “Batı Dünyasında Hz. Muhammed (asm) Algısı” konusundaki tebliğiyle söz aldı.

 

MUTLAK GÜZELLİĞİN ELÇİSİ

 

Pakistan’dan katılan araştırmacı-yazar Amatullah Armstrong Chishti konuşmasına, “Kendimi İslâm’dan bahsetmeye lâyık görmezken, O’nu nasıl anlatabilirim” sözleriyle başladı ve Peygamberimizi “mutlak güzelliğin elçisi” olarak tanımladı.

Amatullah Armstrong Chishti konuşmasında, “Gerçek bilgi İslâmın kendisindedir. İnsan, ancak Allah’a kendisini teslim etmekle ilme ulaşabilir. Allah ki, güzelliğin kendisidir, Peygamberimiz O’nun elçisidir, Allah’ı anlatmak için gönderilmiştir” dedi. 20 yıldır Müslüman olan Amatullah Armstrong Chishti konuşmasında, “Resul, biz uyurken gelmiş ve bizi hayata döndürmüştür. İnsan, kendisini Yaratana doğru yönelmelidir. Bu çağrıyı da bize Allah’ın Elçisi Peygamberimiz yapıyor” diye konuştu.

 

 

 

 

 

 

 

“HAYATTA EN HAKİKî MÜRŞİD

SÜNNET VE KUR’ÂN’DIR”

 

 

“Çağımızda Sünneti Yaşamak” konusuyla Mısır’dan katılan Prof. Dr. Salah Abd-al Motaal ise “Sünnetin ilkelerini ne kadar yaşıyoruz, hayatımızda ne kadar gösterebiliyoruz ve insanlara ne kadar örnek oluyoruz?” sorularıyla sözlerine başladı. Prof. Dr. Motaal, “Sünnet mükemmel bir refah sunmaktadır; insana, Allah ve kâinat arasındaki bir alâkadan bahseder ve bu ilişki çerçevesinde bir algılayış sunar” dedi.

“Batıdaki insanlara Kur’ân öğretmek yerine, öncelikle Peygamberimizi anlatmalıyız, onu tanıtmalıyız” diyen Prof. Dr. Motaal, “Kur’ân ve Sünnet bizi irşad ediyor, hayatta en hakikî mürşid Sünnet ve Kur’ân’dır, her insan ve Müslüman irşad vazifesinden sorumludur. Kur’ân’ın öğretilerine tabi olmamız gerekiyor, tüm o öğretilerin hayata aksetmesi gerekiyor. Sünneti bir bütün olarak Müslümanın hayatına yansıtması lâzım. Çünkü ibadet sadece namaz kılıp oruç tutmak demek değildir” diye konuştu.

“Sünnet nedir?” diye soran Prof. Dr. Motaal, cevabını da şöyle verdi; “Hz. Aişe validemiz, kendisine Peygamberimiz nasıl biriydi diye soran Sahabelere; ‘Siz hiç Kur’ân okumadınız mı?’ diyor. İşte Sünnet, Müslüman hayatının panoramasını gösteriyor. Allah ile olan ilişkisini ortaya koyuyor.” Prof. Dr. Motaal, Sünnetin hayata geçirilmesiyle birlikte kavgaların, sosyal çatışmaların biteceğini; psikolojik olarak diğer insanlarla eşit olduğumuzu hissettiğimiz zaman toplumsal barışın ortaya çıkacağını ifade etti ve “İnsan yeryüzünün halifesi ise, yeryüzünü düzeltmekle sorumludur, bu da ancak Kur’ân ve Sünnete tâbi olmakla olur” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 

“SÜNNETİ, YAŞAYARAK YAYMALIYIZ”

 

Sempozyumun son konuşmacısı ABD’den teşrif eden Texas’lı Yusuf Estes sevecen, sıcak kanlı duruşu ve hareketleriyle dikkatleri üzerine topladı. 16 yıl önce Müslüman olan Estes, konuşmasına Kelime-i Şehadet getirerek başladı. “Eğer bir kişi aklını kullanmak isterse, Muhammed’i (asm) takip etmelidir” diyen Estes, “On altı yıl önce Hıristiyanlığı ve İncil’i terk ettim. Ama tek bir şeyi terk etmek zorunda değildim, Allah’ı. Ve tabiî ki Hz. İsa’yı” şeklinde konuştu. Yusuf Estes, dünya hayatının Mü’minler için bir imtihan meydanı ve bir zindan hükmünde olduğunu; bu zindanda uyulması gereken kurallar bulunduğunu ifade ederek, haram ve helâlin uygulanması gerektiğini ortaya koydu.

“Biz bugünlerde çok hata yapıyoruz kardeşlerim” diyen Estes, “Bugün Müslümanlar olarak, insanlık olarak niye problemlerimiz var” sorusuna şöyle cevap verdi: “Bu dine ait olmayan yeni bid’atlar çıkardık. Allah’ı anmaktan kendimizi alıkoyduk, peki o zaman diğer din mensuplarından ne farkımız kaldı?”

Yusuf Estes Peygamberimize ve Müslümanlara karşı Batı’da ortaya çıkan olaylardan, biz Müslümanların sorumlu olduğunu; Peygamberimizi, O’nun evrenselliğini, insanlığa mesajını, diğer peygamberleri içine alan bakışını tam olarak aktaramadığımızı ifade etti. Bunun ancak Sünnet’i yaşayarak mümkün olacağını ifade eden Estes; “Dünyanın peşinde koşmaktan çok daha önemli olan Peygamberi anlatma vazifesini hakkıyla yerine getirmeliyiz” dedi.

Yusuf Estes konuşmasını şu sözlerle tamamladı; “Lütfen kardeşlerim, bu dünya Mü’minin zindanıdır, bunu anlamış olmalıyız. Hz. Yunus’un (as) zindanı neydi? Bir balık onu yutmuştu ve çok korkmuştu Hz. Yunus. O’nun hapishanesi O’nu sıkıştırıyordu gittikçe. Ve şöyle duâ etmişti, ‘Senden başka İlâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’ Bizlerin de duâsı bu olmalı işte, ‘La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin.’”

 

 

 

 

 

 

 

* “Bizler, hakikî İslâmiyet’i ve İslâmiyet’e lâyık

doğruluğu ef’alimizle izhar etsek (fiillerimizle göstersek), başka milletlerden insanlar fevc fevc (akın akın) İslâmiyet’e tâbi olacaklar” mealindeki sözüyle Bediüzzaman Said Nursî, sempozyuma

manen katılan bir İslâm âlimiydi hiç şüphesiz...

Tuba Nur ARICAN / İSTANBUL

25.04.2007

http://www.yeniasya.com.tr/2007/04/25/haber/h11.htm


http://www.enzele.com/portal/fpost35191.html?sid=0a8c202debb9ec38bd9969d2c7fba089

ŞARKİYAT ARŞATIRMALARI DERNEĞİNİN KÜLTÜREL FAALİYETLERİ

CUMA SEMİNERLERİ

Her cuma derneğimizde çeşitli akademisyenler tarafından sunulan seminerler devam etmektedir.

                                           

                                          

DAHA ÖNCE YAPILAN BAZI SEMİNERLER

   

 

  •  Sebepleri , belirtileri ve alınacak  önemler açısından KANSER VAKALARI , Doç. Dr. Abdurrrahman IŞIKDOGAN, 4 Nisan 2008

  • İletişim Çağında İnternet ve Etkin Güvenlik , Muzaffer ÇELİK , 28 Mart 2008

  • Yeni Anayasa Süreci ve Parti Kapatma Davaları , Dr. Vahap ÇOŞKUN , 21 Mart  2008

  • Son Dönem Osmanlı Ulemasından Adıyamanlı Mustafa HAYRİ  Efendi, Yr Doç Ahmet İNAN  , 14 Mart  2008

  • Silvan Bölgesi Ulemasından Molla Yahya FERHANDİ  , M. Abdulkerim MELİKOĞLU  , 7Mart  2008

  • Ashab-ı Kehf Diyarbakır'da mı?  , M. Ali ABAKAY ,  29 Şubat 2008

  • Diyarbakır'ın Manevi Envarteri, Prof. Dr. Kenan HASPOLAT,  22 Şubat 2008

  • Molla Yasin TOPRAK Hayatı, İlmi ve Edebi Kişiliği, Yr. Doç. Dr. Fuat TOPRAK,  15 Şubat 2008

  • Bütün Yönleriyle Bel Ağrısı, Doç. Dr. Remzi ÇEVİK ,  25 Ocak 2008

  • Hz. Hüseyin’in Şehadetinin Müslüman Toplum Üzerindeki Sosyo-Politik Yansımaları, Doç. Dr. Mazhar BAĞLI, 18 Ocak 2008

  • XIX. Yüzyılda Siverekli Bir Alim: Hacı Yusuf Sami Efendi, Yrd. Doç. Dr. Ramazan SARIÇİÇEK, 11.Ocak 2008

  • Eski ve Yeni Hukukumuzda Vakıflar, Dr. Ömer ERGÜN, 04 Ocak 2008

  • Diyarbakır’ın Fethi ve Diyarbakır’daki Sahabe-i Kiram, Doç. Dr. Mehmet AZİMLİ, 28 Aralık 2007

  • Haccın Sosyal Boyutu, Doç. Dr. M. Refik KORKUSUZ,14 Aralık 2007

  • Diyarbakır Surları, Yusuf BALUKEN, 07 Aralık 2007

  • Yukarı Mezopotamya Havzası ve Diyarbakır Tarihi, Yrd. Doç. Dr. Ahmet YILDIRIM, 30 Kasım 2007

  • Din-Bilim İlişkisi, Yrd. Doç. Dr. Fuat Toprak, 23 KASIM 2007

  • İslam Hukukunda Görüş Ayrılıklarının Nedenleri, Doç. Dr. Hasan TANRIVERDİ, 09 Kasım 2007

  • Yeni Anayasada Temel Hak ve Özgürlüklere Bakış Açısı, Prof. Dr. Fazıl H. ERDEM, 26 Ekim 2007

  • Felsefede Bilgi Sorunu, Dr. İbrahim BOR, 08 Haziran 2007

  • Din ve Felsefe, Yrd. Doç. Dr. Bülent SÖNMEZ, 01 Haziran 2007

  • Din Felsefe İlişkisi, Dr. Fahrullah TERKAN, 25 Mayıs 2007

  • AİHM’nin Son Kararları Işığında Ülkemizdeki Gelişmeler, Doç. Dr. M. Refik KORKUSUZ, 13 Nisan 2007

  • Fizik Bilimi Açısından Evrenin Yaratılışı, Prof. Dr. Şemsettin OSMANOĞLU, 30 Mart 2007

  • Educating Parents of Deaf Students (a Project of EU), Sabır CEYHAN, 23 Mart 2007

  • 11 Eylül ve Hukuk, Arş. Gör. Ali Emrah BOZBAYINDIR, 16 Mart 2007

  • Küresel Isınma, Yrd. Doç. Dr. Fuat TOPRAK, 09 Mart 2007

  • Deprem ve Diyarbakır’ın Depremselliği, Dr. Taha TAŞKIRAN, 02 Mart 2007

  • Ali Emiri ve Diyarbakır, Yrd. Doç. Dr. İdris KADIOĞLU, 22 Aralık 2006

  • Şiir Dinletisi, Bülent SÖNMEZ, 15 Aralık 2006

  • Uyku ve Uykuda Solunum Bozuklukları, Yrd. Doç. Dr. Gökhan KIRBAŞ, 08 Aralık 2006

  • İslam’da Kadın ve Kadın Karşıtı Şiddetin Bireysel ve Toplumsal Etkileri, Asuman BOZGÖZ, 01 Aralık 2006

  • Bilim ve Teknoloji Çağında Kur’an ve Sünnet Aydınlığı, Ali MARAŞLIGİL (Diyarbakır Müftüsü), 24 Kasım 2006

  • Bulanık Mantık Felsefesi, Yrd. Doç. Dr. Fuat TOPRAK, 17 Kasım 2006

  • Avrupa Birliği Sürecinde Kadın ve Hukuk, Yrd. Doç. Dr. İlknur ULUĞ, 10 Kasım 2006

  • İslam Kardeşliğinin Sosyolojisi, Doç. Dr. Ejder OKUMUŞ, 03 Kasım 2006

  • Metabolik Sendrom ve Orucun Yararları, Doç. Dr. İsmail Hamdi KARA, 18 Ekim 2006

  • Şefaat Meselesi, Doç. Dr. Mesut ERDAL, 13 Ekim 2006

  • Depresyon, Prof. Dr. Aytekin SIR, 28 Nisan 2006

  • Müslümanlar İçin Sivilleşmenin Önemi, Prof.Dr. Hayri KIRBAŞOĞLU, 15 Nisan 2006

  • İlk İslam Fetihlerinin Sebepleri, Doç. Dr. Mehmet AZİMLİ, 14 Nisan 2006

  • İnsan Hakları Düşüncesinin Evrimi, Prof. Dr. Fazıl H. ERDEM, 07 Nisan 2006

  • İslam Düşüncesinin Yeniden Yapılanma İhtiyacı, Yrd. Doç. Dr. Kenan YAKUBOĞLU, 01 Nisan 2006

  • Mutezili Düşüncede Dinamizm ve Mutezile Düşüncesinin İslam Toplumunu Dönüştürmede Etkisi, Doç. Dr. Ahmet ERKOL

  • Çağımızda Hz. Peygamberi Anlama, Doç. Dr. Ahmet Keleş

  • Sağlıklı Beslenmenin Önemi, Doç. Dr. İsmail Hamdi KARA

  • İslam’da Şiir, Doç. Dr. Kadri YILDIRIM,

  • Mezheplerin Doğuşuna Etki Eden Sebepler, Doç. Dr. Metin BOZAN,

  • İslam Toplumunda Hoşgörü Örnekleri, Doç. Dr. Abdurrahman ACAR

  • Müslümanların Peygamber Tasavvuru, Doç.Dr. Musa BAĞCI

  • İslam’da İnsan Hakları, Doç.Dr. Abdülkerim ÜNALAN

  • Doç. Dr.Yener Öztürk

  • Yrd. Doç. Dr. Abdulezeli AZARKAN 

  • http://www.sarkiyat.com/seminer/cumasemineri.htm

PROF. DR.H. MUSA BAĞCI WEB SİTESİ
 
Facebook beğen
 
Reklam
 
ANLAMLI SÖZLER
 
BUGÜNKÜ HANEFİ FAKİHLERİ, TIPKI İMAM EBU HANİFE TAKLİTÇİLERİNİN MUŞAHHAS OLAYLAR ÜZERİNE VERİLEN HÜKÜMLERİ EBEDİLEŞTİRDİKLERİ GİBİ, KENDİ MEZHEBİNİN RUHUNA AYKIRI OLARAK İMAM EBU HANİFE'NİN YORUMLARINI EBEDİLEŞTİRMİŞLERDİR. BU İTİBARLA, İÇTİHAT KAPISININ KAPANMIŞ OLMASI, KISMEN FIKIH KAVRAMININ BİLLURLAŞMIŞ OLMASINDAN, KISMEN DE EMEVİLERİN ÇÖKÜŞ DÖNEMİNDE BÜYÜK DÜŞÜNÜRLERİ PUTLAR HALİNE GETİREN ZİHNİ TEMBELLİK YÜZÜNDEN MEYDANA GELEN EFSANEDİR. EĞER DAHA SONRAKİ ALİMLER BU EFSANEYİ SAVUNMUŞLARSA BUGÜNÜN İSLAM DÜŞÜNCESİ, BU GÖNÜLLÜ TESLİMİYETE BOYUN EĞMEK ZORUNDA DEĞİLDİR. (M. İKBAL, İSLAMDA DİNİ DÜŞÜNCE, S. 238)

"ŞU HSUSUSU GERÇEKLEŞTİRMEK VE İNSANLARI ONA ÇAĞIRMAK İÇİN BÜTÜN GÜCÜMLE ÇALIŞTIM. BUNLARDAN BİRİSİ, DÜŞÜNCEYİ TAKLİT ZİNCİRİNDEN KURTARMAK; DİNİ, TEFRİKAYA DÜŞMEDEN, İLK MÜSLÜMANLARIN ANLADIKLARI ŞEKİLDE ANLAMAK VE ONU AKLIN AŞIRILIKLARINDAN KORUMAKTIR. (ABDUH, TEVHİD, S. 49)
ANLAMLI SÖZLER
 
ŞİMDİ İNSAF EDELİM, BU RUH HALİ İLE BİZİM İÇİN TERAKKİ İMKANI VAR MIDIR? BİZ BU CEHALET VE TAKLİT KÖTÜLÜĞÜYLE ŞİMDİKİ MEDENİYETİN ŞİDDETLİ CEREYANLARINA KARŞI DİNİMİZİ, MİLLETİMİZİ NASIL MUHAFAZA EDEBİLİRİZ? MİLLET BU BATIL AN'ANELERDEN KURTARILMADIKÇA, İSLAM'IN ASLİ HAKİKATLERİ BÜTÜN SAFİYETİYLE AÇIĞA ÇIKARILMADIKÇA BEN BUNUN İMKANINI GÖREMİYORUM. TERAKKİNİN ESASI CEHALETTEN İLME, TAKLİTTEN TAHKİKE GEÇMEKTİR. CEHALETLE VE TAKLİTLE HİÇ BİR ZAMAN TERAKKİ EDEMEYECEĞİMİZ GİBİ, DİNİMİZİ DE MİLLETİMİZİ DE MUHAFAZA EDEMEYİZ. GENÇLERİMİZ DİNSİZ OLUYOR DİYE BUGÜN ŞİKAYET EDİYORUZ. ELBETTE OLURLAR. BİZİM ŞİKAYETE HAKKIMIZ YOKTUR. BÜGÜNKÜ MEDENİYETİN İLİM VE FENLERİNDEN AZ ÇOK NASİBİNİ ALMIŞ DİMAĞLAR, ARTIK HURAFE DİNLEYEMEZ. ONLARI İSLAMI'N KATİ HAKİKATLERİYLE AYDINLATMAK GEREKİR. (SEYYİD BEY, İSMAİL KARA'NIN TÜRKİYE'DE İSLAMCILIK DÜŞÜNCESİ KİTABINDAN S. I/225.)
Peygamber (s.av)'e Bakışımız
 
"İslam Peygamberini eski dünya ile modern dünyanın ortasında durmuş görmekteyiz. Hz.Peygamber (s.a.v) bildirmiş olduğu vahyin kaynağı bakımından eski dünyaya, fakat bildirmiş olduğu vahyin ruhu bakımından modern dünyaya bağlıdır. Onun gelişi ile hayat aldığı yeni istikamete uygun yeni kaynaklar keşfetmiştir."
Allame Muhammed İkbal

Hz.Peygamber'in bir insan, beşer peygamber olduğunu söylerken, onun sıradan ve standart bir insan olduğu anlaşılmamalıdır. Aksine o, yüksek karakteri ve sahip olduğu yüce ahlaki yapısıyla hem peygamberlik öncesi hem de sonraki yaşantısıyla "farklı" olduğu dikkatlerden kaçmamıştır. Onun farklılığı "tür farklılığı" değil, "nitelik ve kalite farklılığı"dır. Kur'an'ın açık ve kesin ifadelerine rağmen onu insanüstü göstermek, onu bir melek veya yarı-ilah seviyesine çıkaracak ifadeler kullanmak ona yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
GÜZEL SÖZLER
 
"KANAATİMCE EVRENİN ÖNCEDEN DÜŞÜNÜLEREK YAPILMIŞ BİR PLANIN ZAMANLA BİLGİLİ BİR ŞEKİLDE İŞLEYİŞİ OLDUĞU YOLUNDAKİ GÖRÜŞTEN KUR'AN-I KERİM'İN GÖRÜŞÜNE DAHA YABANCI BİR ŞEY OLAMAZ" (MUHAMMED İKBAL )
.Hakikati bulan, başkaları farklı düşünüyorlar diye, onu haykırmaktan çekiniyorsa, hem budala, hem de alçaktır. Bir adamın "benden başka herkes aldanıyor" demesi güç şüphesiz; ama sahiden herkes aldanıyorsa o ne yapsın?
Daniel de Foe (Cemil Meriç, Bu Ülke adlı kitabından)

Kur'an'a göre seçilmiş halk ve ırk yoktur. Tek üstünlük ölçüsü, Allah'ın dinine bağlılıktır. İslam, insanları tek dil, kültür ve coğrafyada değil, tevhid inancı etrafında birleştirir ve ümmet fikrini telkin eder. İslam, Hıristiyanlığın mutlak ferdiyetçiliğini ve yahudiliğin ırkçılığını reddeder. Kur'an'a göre değer ölçüsü Allah'ın rızasına uygun güzel faaliyet ve davranışlarıdır (amel-i salih). Her etnik grubun insani ve yasal hakları korunmak suretiyle İslam kardeşliği ve eşitliği ilkesi temel olmalıdır. İslam kardeşliği ve eşitliği prensibine aykırı düşen ve ırkçılığı telkin eden rivayetlere ihtiyatla ve mesafeli yaklaşmak gerekir.

Ünlü bilgin Cahız der ki: Geçmişe körü körüne teslim olmak, taassuba, heva ve heves sahibi olmaya yöneltir. Atalara uymak, insanların aklını esir alır. insanları körleştirir, sağırlaştırır. Bu yüzden dini, nazar ve araştırma yolu ile öğrenmek gerekmektedir.

Tevekkül, toplumda yaygın anlayışa göre kişinin görev ve sorumluluğunu Allah'a fatura ederek tembellik, miskinlik ve uyuşukluk yapması değil, bilakis Kur'an'a göre insanın herhangi bir konuda kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdikten sonra akabinde ortaya çıkabilecek engellerin bertaraf edilmesi için Allah'a güvenmek ve dayanmaktır. (11, Hud, 123; 14, İbrahim 12 vd.)

Dinde zorlama yoktur. İnsana düşen öğüt, nasihat ve tebliğdir. Zorlama ve baskı ile gerçekleşen imana iman denilemez. İçselleştirilmiş, içten, sahici ve samimi iman gerçek imandır. Hz.Peygamber ve onun değerli ashabı bu sahici ve samimi iman sayesinde insanlık tarihindeki büyük değişim ve dönüşümü gerçekleştirmiştir.

Dua,insanın Allah ile iletişimidir. Kur'an, Allah'a yapılan duaların kişinin işlediği salih ameller tarafından Allah katına yükseltileceğini bildirir. (35, Fatır, 10) Duanın kabulü için amel-i salih esastır. Hz.Peygamber duasının kabul olması için dua etmeden önce sadaka vermeyi prensip edinmiştir. Türbelerden, evliya gibi zatlardan, diğer kişi ve gruplardan kendileri aracı yapılarak istekte bulunmak insanı şirke götürebilecek yaklaşımlardır. İnsanı Allah'a yaklaştıran sadece güzel faaliyet ve davranışlardır (amel-i salih).(maide 35; İsra 57).

İslam, sadece uygulanması gereken ilkelerden ibaret olmayıp, aynı zamanda nezaket, incelik, kibarlık ve centilmenliktir. (31, Lokman, 19; 49, Hucurat, 2-4).

Allah'ın varlığını ve her şeyin yaratıcısı olduğunu kabullenmek tevhidin en yüzeysel anlamıdır. Zira bu anlamda putların kendilerini Allah'a ulaştıracağını söyleyen ve Allah'ın varlığına inanan müşriklerin asgari anlamda tevhidi kabul ettikleri söylenebilir. Oysa ki İslam'ın gerçek anlamda tevhidden kastı, Allah'ın varlığını ve birliği ve her şeyin yaratıcısı olduğunu kabulle birlikte Allah'ı değer koyucu bir otorite olarak kabul edilmesi, yani onun peygamberler aracılığıyla gönderdiği mesajlara boyun eğilmesidir. İşte bir müşrik ile müslüman arasındaki temel fark budur.

Ahiret tövbe yeri değil, hesap verme yeridir. Tövbe fırsatı insana bir defa sadece dünya hayatında verilmiştir. Bu yüzden İslam karma, tenasuh veya yeniden dünyaya farklı varlıklar şeklinde gelme gibi anlayışları tasvip etmez, reddeder.
 
Bugüne kadar 179480 ziyaretçi (345860 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
webmaster: H.Musa BAĞCI